Danıştay’dan flaş karar: TSK’da başörtüsüne izin çıktı!

TSK'da (Türk Silahlı Kuvvetleri) kadınların başörtüsü takmalarına müsaade eden yönetmeliğin iptal edilmesine yönelik talebin Danıştay tarafından kabul edilmediği bildirildi.

tsk_başörtüsü1

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

15 Şubat 2017 tarihinde MSB (Millî Savunma Bakanlığı) tarafından TSK (Türk Silahlı Kuvvetleri) Yönetmeliği’nde değişiklik yapılmıştı. Söz konusu yönetmeliğe yeni bir madde eklenmiş, böylece TSK’da (Türk Silahlı Kuvvetleri) kadın astsubay ve subayların başörtüsü takmasına izin verilmişti. O maddede şu ifadelere yer verilmişti:

“Hava, Deniz ve Kara Kuvvetli Komutanlığında görevli kadın astsubaylar, subaylar, sözleşmeli astsubaylar, sözleşmeli subaylar, askerî öğrenciler, kursiyerler ve adaylar, resmî üniformalarıyla beraber kep, bere ya da şapkanın altına desensiz başörtüsünü suratlarını kapatmayacak biçimde takabilecekler.”

Dava açılmıştı

Bunun üzerine HKP (Halkın Kurtuluş Partisi) tarafından bu maddenin iptal edilmesi için Danıştay’da dava açılmıştı. Dilekçede, söz konusu düzenlemenin TSK’da (Türk Silahlı Kuvvetleri) başörtülü ve başörtüsüz olmak üzere ayrıma neden olacağı ifade edilmişti. Bu durumun laiklik ilkesine aykırı olacağı belirtilen dilekçede, hukuki hiçbir düzenlemenin dinî kurallara dayandırılmaması gerektiğine dikkat çekilmişti. MSB (Millî Savunma Bakanlığı) tarafından Danıştay’a savunma gönderilmişti. Söz konusu savunmada, yeni düzenlemenin yalnızca TSK (Türk Silahlı Kuvvetleri) personeli ve kurum içi uygulamalar hakkında olduğu belirtilerek, HKP’nin (Halkın Kurtuluş Partisi) bu konuda dava açma ehliyetine sahip olmadığı ifade edilmişti.

Kabul edilmedi

TSK’da (Türk Silahlı Kuvvetleri) kadınların başörtüsü takmalarına müsaade eden yönetmeliğin iptal edilmesine yönelik talep, Danıştay 2’nci Daire tarafından kabul edilmedi. Mehmet Aydın ve Gürsel Mekik, yönetmeliğin iptalini istedi. Hayriye Şirin Ünsel ise söz konusu yönetmeliğin iptaline karşı çıkanlardan biri oldu.

“Dışa vurma biçimi”

Danıştay tarafından verilen kararda, din ve vicdan hürriyetinin dış boyutunun “bir insanın görüşünü, inancını ve dinini dışa vurma biçimi” olarak nitelendirildi. Başörtüsünün de söz konusu özgürlükler dâhilinde bir dışa vurma biçimi olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilen kararda, başörtüsünün kültürel bir zorunluluk mu, dini bir zorunluluk mu ya da bir ibadet biçimi mi olduğuna bireysel olarak karar verileceği aktarıldı. Kararda, başörtüsün takmanın inanç ya da dinle ilgisi olmakla birlikte bunun tamamen manevi dünya ile ilişkili olduğuna dikkat çekildi.

“Sistematik bir baskı yaratmıyor”

Türkiye’de başörtüsünün seneler boyunca kabul gördüğü ve günlük hayatın bir parçası olduğu ifade edilen kararda, başörtüsü takan kişiler ile başörtüsü takmayan kişilerin aynı ailelerde sıkıntısız bir biçimde yaşadıkları belirtildi. Kararda, başörtüsü takan kişilerin diğer kişilerin üstünde hiçbir şekilde sistematik baskı yaratmadığı vurgulandı.

“Böyle bir kanun hükmü yok”

Kamu kurum ve kuruluşlarında görevli kişilerin başörtüsü takmalarına açık bir şekilde yasak getiren bir kanun hükmünün mevcut olmadığı ifade edilen kararda, söz konusu düzenlemede temel hak ve özgürlükler ile laiklik ilkesi konusunda hukuka ve kamu faydasına yönelik herhangi bir aykırılığın mevcut olmadığı kaydedildi.