Ülkede son zamanlarda yaşanan skandallar ve yolsuzlukların altından çıkan tarikat ve cemaatler artık iyice dikkat çekmeye başlamışken usta gazeteci Murat Ağırel'den oldukça dikkat çekici ve kapsamlı bir analiz ile uyarı geldi.

Türkiye'de özellikle 15 Temmuz sonrası dikkat çeken eğlence kısıtlamaları, konser - festival iptalleri, özel hayata müdahale, iktidar tarfından gelen ve kadınları hedef alan gerici söylemler son zamanlarda artık hem artık katlanılamaz olmuş hem de terikatların iyice ayuka çıkması ile sadece laik kesim değil birçok kesim tarafından dikkat çekip tepki görmeye başlamıştı ki ortaya çıkan skandallar ile çok daha fazlası ortaya çıktı.

Önceleri adları sadece tecizlerle, çocuk tecavüzleri ile duyulan birçok cemaat ve tarikatın sadece dini alanlarda faaliyet göstermediği, bizzat devlet yönetiminde söz sahibi oldukları ve birçok ihaleden, birçok kaynaktan nemalandıkları hergeçen gün ortaya çıkan yeni bir skandal ve yolsuzluk haberi ile gündeme düşmeye devam ediyor.

İsmailağa Cemaati hakkında neler biliniyor? - BBC News Türkçe

Ülkede laik kesim dinci rejime dönülen ortamda sadece yolsuzluklardan ve devlet kaynaklarının sömürmesinden değil festival iptalleri, müzik yasakları, baskıcı yönetim ile hayat tarzına müdahale edilmesinden rahatsızken, bugüne kadar kabullenen ve sorgulamayan muhafazakar kesim de yaşanılanlardan rahatsız olmaya başlamış durumda.

Bu yaşanılan sürecin tarihçesini ve yaşanılan gelişmeler ile yaşanılacakları ise usta kalem Murat Ağırel, bugün yayınlanan köşesinde "Şeriat Düzeni Bir Gecede Gelmez" başlıklı yazısında anlatarak güne damga vurdu;

Taliban, İsmailağa Cemaati lideri Mahmut Ustaosmanoğlu için taziye mesajı yayımladı - Medyascope

İşte Ağırel'in "dinci gruplar harekete geçti" diyerek bildiğimiz ve bilmediğimiz yaşanılanları ve "yaşadıklarımızın getirisi" olarak daha da yaşanılacak olan durumu şöyle anlattı;

Yeni Akit yazarı hidayete erdi, Türkiye'de ne kadar cemaat, tarikat varsa kontrol edilmeli
"Bakın çok net bir cümle kuruyorum.

Bu ülkede insanların eğlenmesinden çok rahatsız olan, şeriat düzenini iktidar aracılığıyla uygulamak isteyen dinci gruplar harekete geçti.

Adana'da 2015 yılından beri "Rakı Festivali" düzenleniyordu.

Koordineli bir etkinlik değil. Sosyal medyadan yapılan çağrılarla tarihî Kazancılar çarşısında millet toplanır rakısını şalgamını içer, kebabını yer evine gider. Ne bir olay çıkmış ne bir taşkınlık. Valilik 2015 yılında yasaklayınca ismi "Kebap ve Şalgam Festivali" oldu.

Şaka gibi...

Ama yine kutlandı.

Fakat bu kez de 2019 yılında düzenlenmesi planlanan "Kebap ve Şalgam Festivali" Valilik tarafından "güvenlik gerekçesi" ile yasaklandı.

Açıklamada "Bu çerçevede, bazı terör örgütleri ile art niyetli kişi ve gruplarca festivale katılan vatandaşlarımızın can ve mal güvenliklerinin tehlikeye sokulabileceği ve bu yolla kamu düzeni ve güvenliğini bozmaya yönelik eylemlerde bulunabilecekleri değerlendirildiğinden söz konusu etkinlik Valilik makamı tarafından iptal edilmiştir" denildi.

Peki iptalini kim istedi?

ASİM yani Adana Sivil İnsiyatif Meclisi. Platformun Başkanlığını da dinci İHH Adana başkanı yapıyor. Başka kim var platformda Anahtar-Der, Birlik Vakfı, Siyer Vakfı, Medeniyet Vakfı, Peygamber Sevdalıları, Davet Kardeşlik Vakfı gibi dernek ve vakıflardan oluşuyor.

Ardından Eskişehir'de aynı şey yaşandı.

Anadolu Fest Eskişehir'de 12-15 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek Anadolu Fest öncesinde valilik ildeki toplu etkinlikleri 15 gün süreyle yasaklama kararı almıştı.

Festivalden rahatsız olanlar şu açıklamaları yapmıştı: "İnancımızla örtüşmüyor."

Kim söylüyor bunu Eskişehir Kardeşlik Platformu.

Açıklamaları aynen şöyle:

"Son birkaç yıldır Eskişehir'de okullar bölgesi karşısında alkol firmaları sponsorluğunda, herhangi bir denetim olmadığı, çadırlarda kızlı erkekli yatılı kalınan, alkol ve uyuşturucu etkisiyle istenmeyen görüntülerin oluştuğu, çevrede yaşayan ve eğitim öğretim gören çocuklarımıza birçok olumsuz örnek teşkil edecek, insan sağlığı açısından da sakıncalı müzik festivali adı altında hoş olmayan görüntüleri maalesef gördük şahit olduk. Mesele kimsenin sanatı, müziği, konseri ya da yaşam tarzı değil. Bugüne kadar Eskişehir'de kimin konseri, kimin sanatı engellenmiş."

Melek Mosso'nun 3 Haziran tarihinde Uluslararası Isparta Gül Festivali kapsamında vereceği konser de iptal edilmişti hatırlarsanız.

Konser iptalinin ardından Isparta Anadolu Gençlik Derneği ve Millî Gençlik Vakfı'nın belediye hakkında "halkın inanç ve geleneklerine uyuşmayan" konserler düzenlediği açıklaması yatıyordu.

Açıklamada şu ifadeler yer bulmuştu:

"… Melek Mosso isimli şarkıcının konseri bu rahatsızlığı ayyuka çıkarmıştır. Ahlaksızlığı özendiren hiçbir şarkıcı halkımız nezdinde sanatçı olarak kabul edilmeyecektir."

Siz kimsiniz de halk adına karar verebiliyorsunuz?

Şimdi de Balıkesir'in Burhaniye ilçesinde gerçekleştirilen Zeytinli Rock Festivali bu yıl Burhaniye Kaymakamlığı tarafından "uygun" bulunmadı.

Avrupa Bu Adamı Konuşuyor! Mahkemeye Bile Çıplak Gitti Ve Yasalardaki Boşlukar İle Kendini Savundu! Avrupa Bu Adamı Konuşuyor! Mahkemeye Bile Çıplak Gitti Ve Yasalardaki Boşlukar İle Kendini Savundu!

Zeytinli Rock Festivali'nde Duman, Mor ve Ötesi, Athena, Sertab Erener, Manga, Cem Adrian, Selda Bağcan, Moğollar, Bulutsuzluk Özlemi, Ceza, Gökhan Türkmen'in de olduğu 70 sanatçı konser verecekti. Heyecanla beklenen festival Burhaniye Kaymakamlığı tarafından iptal edildi.

İptal gerekçesi ise şu:

"Zeytinli Rock festivallerinde yaşanan güvenlik, asayiş, trafik, çevre sorunları, ortaya çıkan bu tür istenmeyen durumlar dolayısıyla vatandaşlarımız tarafından yapılan yoğun şikayet ve yakınmalar göz önüne alınarak; kamu güvenliği ve sağlığı, toplumun huzuru, çevrenin korunması amacıyla uygun görülmemiştir."

Tabii duyurudaki yoğun şikayet kısmı yine yabancı değil.

Balıkesir İlim Yayma Cemiyeti şubesinin açıklaması var.

Aynen şöyle:

"Gençlerimizin ve toplumun ahlakını bozması çevredeki halkın evlerine ve dükkanlarına zarar vermesi nedeniyle bu organizasyonun beldemizde yapılmasını istemiyoruz. Gereğinin yapılmasını arz ederiz.''

Kaymakam Beyin bu vakfın etkinliklerinde boy gösterdiği ve makamında da ağırladığı fotoğraflar medyada yayınlandı.

Vakıf hatta duyurusunda şunları belirtiyor:

"Alkolün, uyuşturucuların her türlüsünün kullanılıp, taciz, tecavüz, fuhşun aleni bir şekilde yapılıp, çıkan kavgalarda dükkanların, evlerin zarar gördüğü, yağmalandığı, alkolün etkisiyle kötü davranış ve hareketin sokaklarda yapıldığı, değerlerimizle hiçbir şekilde örtüşmediği ve gençlerimizi fesada sürüklediği için…"

Sadece 3 iptal edilen festivali saydım.

Gerekçeleri hep aynı. Dinci vakıflar, dernekler uydurma yalanlarla şikayet ediyor. Kaymakam-Vali yerine getiriyor.

SARMAL kitabımda anlattım.

60'lı yıllardan itibaren Türkiye Cumhuriyetini örümcek ağı gibi saran bu vakıf ve dernekler din eğitimi adı altında çocukları istedikleri gibi yetiştirdiler. Hatta bu vakıf ve derneklerde yetişenler 15 Temmuz darbesini yapmaya cesaret edecek kadar beyinleri yıkandı ve şeyhlerine, hocalarına bağlı hale geldiler.

Ders alınmadı devletin her kademesine yine yerleştiler. Yetiştikleri yerlerin emir ve direktiflerini de yasal kılıfa sokarak kendilerine boyun eğmeyen gençleri baskı altına almaya çalışıyorlar.

Ahlaktan bahseden bu yapıların kurslarında, okullarında yüzlerce çocuklar kendi hocaları, öğreticileri tarafından taciz edilirken hiçbirinden ses duyamazsınız. Kamu kurumlarının kasasına milletin alınteri ile koyulan paraları kendilerine hak görürken veya kamunun taşınmazlarını, imkanlarını kullanırken seslerini duymazsınız.

Daha komiği daha üç beş gün öncesinde bu cemaat-tarikat, dinci vakıfların şeyhlerine, sözde hocalarına selam verenler festivalin iptaline tepki gösteriyorlar.

Artık buna dur demek gerekiyor.

Artık bununla mücadele etmek gerekiyor.

Şeriat bir gecede gelmez.

İnsanların nerede nasıl eğleneceğine ne yiyip ne içeceğine karışmaya başladılar.

Gençleri kendi medrese zihniyetleriyle kurdukları İmam Hatiplere hapsedip deist olmalarını sağlayan bu kafalar, şimdi de akıllarınca din şovu yapıyorlar.

Bence bu festival adı ne olursa olsun aynı şekilde aynı sanatçılar ve onları dinlemek isteyen kişilerle tıpkı eskiden olduğu gibi bugün de yapılmalıdır.

Devletin kolluk kuvveti var. Gereken önlemleri alır ve ilgili kurumlar da denetimde bulunur.

Umarım artık bu Vehhabi zihniyeti de son bulur."