14 Eylül 2020'de vefat eden Fatma Tiftik’in ölmeden önce yapılan tahlil sonuçları, Tiftik’i ölüme götüren en güçlü nedenin siyanür zehirlenmesi olduğu gerekçesi sonrası adeta bir skandal ortaya çıktı.

Erzincan İliç’te faaliyet gösteren Anagold bünyesindeki Alecer Gold ve Lidya Madencilik ortaklığıyla işletilen Çöpler Altın Madeni’nin çevreye resmen ölüm saçtığı bilimsel raporlarla kanıtlandı.

Yüzde 80’ini Kanada-Avusturya ortaklığında bulunan Alecer Gold, yüzde 20’sini ise Çalık Holding’e ait Lidya Madencilik elinde bulunduruyor ve Fırat Nehri de, Çöpler Altın Madeni işletmesinin hemen yanından akıyor.

İliç’in nüfusu maden çalışmasıyla yaratılan yeni istihdamla birlikte 2 binden 10 binin üzerine çıkmış durumdayken korkunç bir gerçek ortaya çıktı.

Sosyal Medya Yasağına Nedim Şener Ve Melih Gökçek İtirafı Damga Vurdu! Sosyal Medya Yasağına Nedim Şener Ve Melih Gökçek İtirafı Damga Vurdu!

2001 yılında sondaj çalışmalarına başlanan maden işletmesinde 2010’da siyanürle altın üretimine geçildi ve 2019’da sodyum siyanür 11 bin tona, sülfürik asit üretimi 122 bin tona çıkarıldı. 2021’de yayımlanan raporda ise 23 adet tehlikeli maddeye yer verildiği öğrenildi.

Dolayısıyla vatandaşlar ve ekosistem için büyük çevre ve sağlık sorunları ortaya çıkmaya başlamıştıki araştırma sonuçlarında belgelere dayandırılan açıklamalar korku yarattı.

Çöpler Altın Madeni’nin ÇED raporunda yer alan 38 adet kimyasalın 23’ü kanserojen madde içeriyor.

Ayrıca bunlar arasında solunum yollarına, sudaki organizmalara, ciddi yanıklara, aşındırıcı etkilere, cilt ve gözde aşırı tahrişlere neden olan sodyum siyanür, nitrik asit, bakır sülfat, sodyum hidrosülfit gibi tehlikeli maddeler de bulunuyor.

Çöpler Altın Madeni hakkında bugüne kadar Türk Toraks Derneği, Türk Tabipler Birliği ve TEMA gibi kurumlar bilimsel raporlar hazırlanmış ve Türk Toraks Derneği tarafından 24 Temmuz 2017’de hazırlanan raporda tesiste kullanılacak maddelerin hemen hepsinin insan sağlığı ve ekolojik yaşam açısından riskli olduğunun altı çizilmişti.

Prof. Dr. Metin Akgün’ün hazırladığı bu raporda şu ifadeler dikkat çekmişti;

“Dizel yakıt kullanımına bağlı olarak çok sayıda toksik gaz ve partikül oluşmaktadır. Çalışanlar ve yakın çevredekiler tarafından solunan dizel yanma ürünlerinin içerisinde insan sağlığı açısından zararlı çok sayıda toksik gaz ve partikül bulunmakta olup başta akciğer sağlığı açısından olmak üzere –kanser dahil- çok sayıda hastalığa neden olabilmektedir. Bu konuda yapılan çalışmalar dizel yakıtların kansere yol açma olasılığının en yakın çevrede daha fazla olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla çalışanlar ve çevre halkı için ciddi sağlık sorunu oluşturabilecek potansiyelde gözükmektedir. Dizel yakıtlarının kullanımı sonucu açığa çıkan ince partiküller amfizem, astım, kronik kalp ve akciğer hastalığı olanlarda hastalıkların alevlenmesine yol açabileceği gibi, özellikle çocuklarda akciğer gelişimini olumsuz yönde etkileyebilir.”

Türk Tabipler Birliği’nin 25 Mayıs 2021 Çöpler Altın Madeni işletmesiyle ilgili hazırladığı bilimsel raporda bölgeden alınan örneklerde arsenik düzeyinin yüksek olduğu saptandığı belirtilerek ise şu ifadelere yer verilmişti;

“Altın madeni etrafında bulunan yüzey sularından, topraktan, suda yaşayan bitki ve böceklerden, kara bitkilerinden, kuşlardan alınan örneklerde arsenik düzeyinin yüksek olduğu saptanmıştır.

Şebeke sularındaki civa düzeyinin artışının atık havuzlarıyla ilişkili olduğu atık depo alanlarında gerçekleşen sızıntı ve taşmalar sonucunda suya ve toprağa kadmiyum karıştığı bilimsel çalışmalarla belirlenmiştir. Soluma, su ve gıdanın tüketilmesi yoluyla vücuda alınan siyanür ve diğer ağır metaller nedeniyle tüm canlılarda akut ve kronik zehirlenme, kansızlık, kalp yetmezliği, kanser, böbrek yetmezliği, akıl hastalıkları ve anormal doğumlar görülür.”
 

FARE ZEHİRİ

İTÜ’den Prof. Dr. İsmail Duman’ın ÇED raporuna ilişkin görüşü de diğer iki görüşle benzer nitelikte oldu. Prof. Dr. İsmail Duman esas çevresel riskin siyanür tarafından mobilize edilen ağır metallerden kaynaklandığını, özellikle arsenik bileşiğinin sulu fazda bulunduğunu ve bunların da tehlikeli birer zehir olduğunu belirterek “Fare zehri olarak da bilinen arseniğin akut etkisi, aşırı miktarda alındığında öldürücü olmasıdır. Kronik etkileri ise şöyledir: cilt kanseri, duyu bozukluğu, refleks kaybı ve depresyon, kansızlık, kalp yetmezliği, kan kanseri, lenf sistemi kanser, karaciğer tümörü, doğuştan sakatlıklar, gelişmesini tamamlamadan doğan bebekler, akciğer kanseri, böbrek yetmezliği ve akıl hastalıkları” dedi.

“En ufak bir dalgınlık ve acemilik telafi edilemeyecek felaketlere yol açabilir” diyen İsmail Duman ayrıca Fırat Nehri’ndeki ve barajlardaki suyun yıllar boyu kullanılmayacak hale geleceğini, bunun da tarımsal üretimin sonu manasına geldiğini vurguladı.

SİYANÜR ZEHİRLENMESİ

14 Eylül 2020 yılında vefat eden Fatma Tiftik’in ölmeden önce yapılan tahlillerinde Tiftik’in hastalığın en güçlü nedeninin siyanür zehirlenmesi olabileceği belirtilmiş ve Fatma Tiftik’in hastaneye gittiğinde yapılan MR tahlil sonucunda şu ifadeler yer almıştı;

“Tanımlanan bulgular hastanın akut kliniği ile birlikte değerlendirildiğinde geniş ayırıcı tanı skalasına sahiptir. Bulgular non-spesifiktir. Siyanür zehirlenmesi ihtimali olan hastalarda radyolojik bulgular patognomonik olmamakla birlikte bu tanı ile uyumludur. Başta siyanür zehirlenmesi siyanür zehirlenmesi olmak üzere toksik metabolik nedenler ayırıcı tanıda başta düşünülmemelidir.”

Odatv'nin hazırlamış olduğu bu haberde tahlil sonucunun ne anlama geldiği sorulduğunda ise hekimler MR sonucunun kesin sonuç vermemekle birlikte rapora göre Fatma Tiftik’in hastalığının en güçlü ihtimalinin siyanür zehirlenmesi olduğunu söylediler.
 

Anagold şirketi maden alanına 197 futbol sahası büyüklüğünde bir atık barajı inşa etti ve 25 yılda dolması planlanan bu baraj 2 yılda dolunca evaporatörlerle siyanürlü ve sülfürik asitli suları buharlaştırlma yoluna gidildi. Madene karşı mücadele eden, bölge halkından Sedat Cezayirlioğlu evaporatörin atmosfere zehir saçtığını ifade ederek şunları söyledi;

“Burada siyanür gibi kimyasallar olduğu resmi belgelere girdi. Atmosferde sınır yoktur bulutlar nereye giderse evaporatörler kanserojeni oraya yağdırdı. 2021 yılının Ekim ayında aldılar 10 tane evaporatör bunların bir tanesi iki katlı bina büyüklüğünde… Evaporatörler bölgeye zehir saçtı. 9 ayın sonunda kullanılması yasaklandı.”