Eli kanlı terörist grupları PKK/PYD ile ABD ordusunun iş birliğini ele alan Amerikan yapımı “SEAL Team” dizisi ülke gündemine oturdu.

Örgüt elebaşı Öcalan’ın posteri ve PKK bayraklarının sergilendiği ve teröristleri kahraman gibi gösterildiği hikaye "Sinema İle Dünya Düzeni" yorumları ile gündem oldu.

Amerikan CBS televizyonunda beş sezondur yayınlanan “SEAL Team” dizisinin yeni sezon içeriğinde 
PKK/PYD ile ABD ordusunun iş birliği ele alındı.

SEAL Team season 6 trailer: Is Clay going to die?

Amerikan Paramounth şirketi tarafından çekilen dizisini ünlü yönetmenlerden Nazif Tunç, ABD’nin maşasını meşrulaştırma girişimi olarak yorumladı.

Terör örgütü PKK’nın sözde kadın yapılanması YPJ’li teröristlere özel önem verilen dizi ile teröristler tüm dünyaya kahraman olarak gösterilmeye çalışılırken Greig Kameron’un yönetmenliğini üstlendiği dizinin başrol oyuncuları arasında David Boreanaz, Max Thieriot, Jessica Paré, Neil Brown Jr, AJ Buckley gibi isimler görüldü.

Türkiye'nin Yoksulluk Sonrası "Uyuşturucu" İle imtihanı! Ülke Uyuşturucu Yuvasına da Döndü! Türkiye'de Neler Oldu? Türkiye'nin Yoksulluk Sonrası "Uyuşturucu" İle imtihanı! Ülke Uyuşturucu Yuvasına da Döndü! Türkiye'de Neler Oldu?

Türkiye Gazetesi’nden Yılmaz Bilgen’e konuşan Nazif Tunç ise dizi ile ilgili şu değerlendirmelerde bulundu;

“Hollywood uzun yıllar ABD’nin dünyaya nizam verme aracı olarak etkin bir biçimde kullanıldı. Şimdi bunu çevrim içi mecralarla daha da geliştirdiler. Dünya barışı ve huzuru bozma amaçlı her girişimin ardından aynı isimler ve şirketler çıkıyor. Sinema, sanat gibi bir dertleri yok. Kaos zeminini derinleştiren, ülkelerin, halkların geleceğini kirleten, karartan işler bunlar. Terörü yücelten her yapıt insanlığa kurulan bir kumpastır”

“İdlib, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekâtları gerçek birer efsanedir. Hiçbir yeri yıkmadan, yakmadan binlerce kilometrelik alanı terörden temizledik. Oralarda barışı tesis ettik. Ancak Hollywood gibi hayalî kahramanlar üreten yapıtlara inat gerçek kahraman ve hakiki manada yazılan destanlar beyaz perdeye ya da dizilere konu olmuyor. Çünkü bizim sektör festivallere ve oradan gelecek ödüllere odaklı. Kendi ülkesine yabancı. Halkının hikâyelerinden uzak. Bu noktada Batı sinemasının sadece dünya geneli algıyı yeniden dizayn etmekle yetinmediğini, bizim gibi ülkelerde sanat, edebiyat, kültür alanını da dizayn ettiğini söylememiz gerekiyor. Kendi kültürüne yabancılaştırıyor. Festivallerde ödül alma motivasyonu sektörü memleket gerçeğini uzağına savuruyor. Kendi, acılarına, sevinçlerine, kahramanlıklarına ve öz meselesine duyarsızlaştırıyor.”