Koronavirüs salgını döneminde hayatın birçok alanı gibi iş yaşamı da derinden etkilendi. Salgın nedeniyle birçok firma, personellerinin evden çalışmasına karar verdi. Uzmanlar, koronavirüs döneminde değişen iş yaşamı alışkanlıklarının bir daha hiçbir zaman eski haline dönemeyebileceğini belirtiyor. Salgın döneminde ofis odaklı iş hayatının zorunlu olmadığının anlaşıldığı ve evden yapılan çalışmalarda da aynı verimin yakalandığı bildirildi. Ancak buna rağmen işin eve taşınmasının ve home ofis çalışma hayatının bazı olumsuzluklara da yol açtığı kaydedildi.

Bazı ülkelerde önemli bir fark görülmedi!


Teknoloji şirketi NordVPN Teams'in yaptığı araştırmaya göre özellikle ABD, Kanada İngiltere ve Avusturya'da evden çalışan işçilerin mesai saatleri salgın döneminde yaklaşık 2 saat arttı. İngiltere'deki çalışanların home ofis yöntemine geçmesiyle birlikte haftalık mesai sayılarında dörtte birlik oranda artış görüldüğü aktarıldı.



Kanada ve ABD'de çalışanların iş başında olduğu süre günlük 9 saatten 11 saate çıktı. Öte yandan İspanya, Belçika ve Danimarka'da evden çalışanların mesai saatlerinde eskiye oranla önemli bir farkın görülmediği kaydedildi. Bunun nedeninin bu ülkelerde çalışanların, bazen ofise giderek çalışması olduğu kaydedildi.

"İşten kaytarmakla itham edilmemek için fazla çalışıyorlar"


Wildgoose adlı şirketin araştırmasına göre de İngiltere'de salgından sonra evden çalışmaya başlayanların yüzde 44'ü, salgın öncesi döneme göre daha uzun mesai yapıyor. Evden çalışan kişilerin öğle molasını kısalttığı, hızlıca yemek yediği ve mesai bitiş saatinden çok daha sonra işi bıraktığı ifade edildi. Bunun sebeplerinden birinin iş yaşamı ile ev yaşamı arasındaki keskin çizginin bulanıklaşması olduğu ifade edildi. Evden çalışanların, yöneticiler tarafından az çalışmakla itham edilmemek için kaygı yaşadığı ve bu nedenle de fazla çalışarak bu eleştirilerin önüne geçmeye çalıştığı kaydedildi. Bu kaygı problemlerinin de psikolojik sorunlara neden olduğu ifade edildi.