Yurtdışına olan yoğun doktor göçü ‘Giderlerse gitsinler’ denilerek karşılanmıştı ancak bu durum yurtdışına gitmek isteyen pilotlar için tam tersi oldu.

Türkiye'de pilotlar da, aynı doktorlar gibi mobbing, düşük maaşlar ve keyfi uygulamalar nedeniyle yoğun şekilde yurtdışına gitmeye başlamışlardı.

Ancak doktorlar için “Giderlerse gitsinler” diyen yönetim, pilotların gidişini bir genelgeyle engellemeye çalıştı.

HAVASEN Başkanı Seçkin Koçak pilotların ayaklandığı yaptırım için, “Genelge hem Anayasa’ya, hem uluslararası kurallara aykırı” dedi.

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 24 Haziran 2022 tarihinde yayınladığı genelgeyle, Türk pilotların yabancı havayolu işletmelerine geçişini güçleştirecek bir genelge yayınlamıştı ve yeni düzenleme, Türkiye'deki havayolu işletmelerinden ayrılarak yabancı havayollarına geçmek isteyen pilotlara, “vertification” için 6 ay bekleme koşulu getiriyordu.

İtalya'da akıllara durgunluk veren olay! Yolcu uçağının pilotu uyuyakalınca alarm verildi

Yani genelge pilotlara  “İstifa edemezsin, yabancı havayolu şirketine de gidemezsin, illa gideceksen gereken evrakı vermem, 6 ay bekleyeceksin, maaş falan da alamazsın” diyerek pilotları zorla Türkiye'de tutmak istiyordu.

Türkiye'de eşine az rastlanır şekilde tüm pilot sendika ve dernekleri hep beraber bu genelge için ayağa kalktı. Kararın, Anayasa'yla koruma altına alınan temel insan haklarına ve uluslararası havacılık kurallarına uygun olmadığı vurgulanırken pilotların whatsapp grubunda “SHGM'nin pilot gidişlerini engellemek için yaptığı uygulamanın anlamı yok arkadaşlar. Merak etmeyin. Yabancı bir şirketten kabul aldım, 737 filosu kaptanlığı için… Bugün mailime cevap geldi. Siz istifa edip gelin biz uluslararası kuruluşlar aracılığıyla vertification belgenizi alırız dediler. Sanırım bizim SHGM bağlı olduğu uluslararası kurumları unutuyor. ICAO, FAA, EASA gibi… Yaptım oldu olmaz havacılıkta. kimseyi zorla uçuramazsınız…” cümleleri paylaşıldı.

Bu arada genelgeyi yayınlayan SHGM'den geri adım beklenirken, daha da vahim bir açıklama “Bazı ülkelerin Türkiye'nin havacılık sektöründeki yükselişini durdurmaya yönelik çalışmalar olduğunun da bilincindeyiz. Konuyu bu bağlamda değerlendirdiğimizde, Türk sivil havacılığının yükselişinin aynı şekilde devam etmesi amacıyla okçular tepesini asla terk etmemenizi sizden bilhassa rica ediyoruz.” şeklinde geldi.

Türkiye'de pilotları ayağa kaldıran bu süreci HAVASEN Başkanı Kaptan Pilot Seçim Seçkin Koçak Sözcü Gazetesi'ne şöyle değerlendirdi;

Yolcu uçağının pilotu uyuyakalınca alarm verildi! Bahanesi 'pes' dedirtti - Son Dakika Milliyet

"Herkesin kanunların verdiği yetkileri kullanıp yerini belirlemesi gerekir. Sivil Havacılık Genel Müdürü, Türk Hava Yolları'nın emir eri değildir. Veya sivil bir şirketin emir eri değildir. THY'nin taleplerine göre cevap vermeleri doğru değildir. Devlet kurumudur. Otorite olarak sivil havacılığı yönetmek zorundadır. Pilot açığına çözüm bulması gereken kurum Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'dür. Ulaştırma Bakanlığı'dır. Koltukta oturmakla olmaz o işler. Oturup çalışmak lazım. Program belirlemek lazım. Şirketlere görevler vermek lazım. Sivil Havacılık bütün ülkelerde böyle yürür.

Alınan kararlar özellikle gençlerin ülkeye güvenini zedeliyor, gelecek umutlarını yok ediyor. Başka ülkeler üzerinden çözüm bulmalarına neden olacak, en önemlisi bu. Diyalogla bu sorunlar çözülebilir.

Hiçbir ülke sana kimliğini vermiyorum, diplomanı vermiyorum diyemez. Biz Sivil Havacılık'tan lisansımızı istiyoruz. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nün işçi işveren ilişkisini düzenlemek gibi bir yetkisi yok. ‘Ben senin lisansını vermiyorum' deme hakkına sahip değil.

SHGM'nin düzenlemeye kalktığı alan kendi dışında bir alan. Siz temel hukuk kurallarına uymak zorundasınız. Sivil Havacılık olarak tepeden inmeci bir tavırla oturuyorsunuz. Hukuk nosyonunuz yok. Havacılıktan zaten bihabersiniz ve böyle bir karar alıyorsunuz. Düzenlemeye çalıştığınız konu Anayasamıza da aykırı. temel insan hakları açısından sıkıntılı… En antidemokratik ülkelerin bile düşünemeyeceği bir çözüm yöntemi.

Bunun dışarda görünümü nasıl olur… Yurtdışında pilot açığı olan ve sıkışan havayolu şirketleri var. Diyelim Türkiye'den 20 pilotla anlaşma yaptı. 20 pilot da şirkete diyor ki, “SHGM bize 6 ay müsaade etmiyor.” Peki pilotların gittiği ülkenin sivil havacılık otoritesi olan kurum ne diyecek. Dünyada şu an pilot sıkıntısı var. Bir tane kaptanın bile değeri çok fazla…

Adam pilot sıkıntısını gidermek için senin aldığın bu keyfi kararı uygulamayacak…  Ne yapacak. Bir şekilde kendi ülkesinin şirketinin problemini çözecek. Başka bir yöntem bulacak. Pilotların lisansı var zaten, bunu biliyor. Simülatöre çağırıyor, kendi araştırmasını da yapıyor. “Verification letter” olmasın, gerek yok diyecek. Bu bir evrak sonuçta.

Bu Türk pasaportunun kaale alınmaması gibi bir şey. “Tamam biz alacağımız adamı alalım, girsin sınırdan gelsin” diyeceğiniz bir pozisyon.  O ülkenin sivil havacılık otoritesi pozisyonundaki kurum diyecek ki, “Tamam Türkiye'den bu şekilde gelen pilotları o evrak olmadan göreve başlatabilirsiniz.” Onayın ben vereceğim der geçer gider.

Sizin güvenilirliğiniz gider, kredibiliteniz gider. Yani dışarıdan bakıldığında durum budur. Siz istediğiniz kadar böyle bir uygulama yapmaya çalışın. SHGM'nin aldığı bu karar hukuka, kanunlara uygun değil ve aynı zamanda anlamsız.

Şöyle düşünün. Sizin tarlanız var. Tarlaya tohum atmıyorsunuz, bakımını yapmıyorsunuz, sulamıyorsunuz ama zamanı geldiğinde hasat bekliyorsunuz. Şimdi siz o ekim zamanını geçirdiniz, hiçbir şey yapmadınız. Bizim SHGM'nin durumu bu. Çalışma, otur, hiçbir şey yapma… Ya hu iki şirketin battı senin. Atlas ve Onur battı. Sen ne yaptın. Senin her yıl mali denetim yapman lazım. Sen nasıl bir otoritesin ki iki tane şirket ve Türk sivil havacılığından 40-45 uçak çıktı ve senin hiçbir önlemin yok.

Amerikan Havacılık Otoritesi FAA'in son 5 yılda yaptıklarına bir bakın… Adamların aldığı kararlara, düzenlemelere şirketlerle pilotlarla görüşmelerine, ihtiyaç tespitine bakın… Yanına da bizim SHGM'yi koyun. Bırakan son iki seneyi son 10 seneye 20 seneye bir bakın. Yaptıkları hiçbir şey yok.

10 yıldır Türkiye'de bir pilot krizi olacağı belli. 2011 yılında THY içindeyken “Pilot krizi var” diye yazdığım mailler var. Genel Müdüre vs. Herkes yattı yattı. Sonra diyorlar ki elimizdekiler gitmesin bari… Kardeşim sorunu sen kangren haline getirdin şimdi diyorsun ki zoraki gayri kanuni önlemler alacağız.

Yıllarca gelecek planlaması yapılmadı. 83 milyon insan içinden pilotlar, kaptan pilotlar yetiştirilmesi için bir vizyon ortaya konulmadı. Yabancı pilotlar getirildi.  İyi bir planlamayla kendi pilotlarımızla yürüyebileceğimiz, hatta Almanya, Yunanistan gibi yurtdışına pilot ihraç ederek milyonlarca dolar gelir sağlayacağımız bir havacılık sistemi kurabilirdik. Ama Türk pilotlar işsiz beklerken yabancılar uçtu.

Bu sorunu çözmenin yolları var. Sen bir program yap. Bizim pilotlarımız gitmek istemiyor. Ama bir sistem, bir kural olması lazım. Kurallara uyulmamasından, mobbingden, şirketlerin tavırlarından insanlar, gençler kaçıyor. Bunu çözsün Sivil Havacılık… Otorite olarak taahhütte bulunsun, insanlarla diyaloğa girsin bu iş çözülür. Ama böyle çözülmez.

HAVASEN olarak Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'ne genelgeyle ilgili görüşlerimizi ve itirazlarımız yazdık. İptalini istedik. Bilgi için Cumhurbaşkanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı'yla da paylaştık. Israr edilmesi durumunda yargı yoluna gideceğimizi de açıkça vurguladık."

Translate Hatası Yapan ODTÜ Mezuniyet Pankartları Arapça İle Tekrar Gündem Oldu! Dahası Var! Translate Hatası Yapan ODTÜ Mezuniyet Pankartları Arapça İle Tekrar Gündem Oldu! Dahası Var!