Bir zamanlar Erdoğan'ın yol arkadaşı şimdi ise Gelecek Partisi Başkanı Ahmet Davutoğlu'nun "bir konuşursam insan içine çıkamazlar" sözleri heyecan yaratmış ama bir türlü de konuşamamıştı...

Bir zamanlar Erdoğan'ın yol arkadaşı şimdi ise Gelecek Partisi Başkanı Ahmet Davutoğlu'nun "bir konuşursam insan içine çıkamazlar" sözleri heyecan yaratmış ama bir türlü de konuşamamıştı...

Çok erken unutan bir millet olduğumuz için Ekim 2017'de yer alabildiği kadar basında yer alan bir haber tekrar gündeme geldi.

Türkiye Suriyeli, Afgan ve Pakistanlı göçü altında can çekişirken, Suriye sorunu da tekrar irdelenmeye ve hatırlanmaya başlandı.

Dönemin Dışişleri Bakanı olan Ahmet Davutoğlu’nun da marifetleri dolayısı ile yaşananlardaki payı sosyal medyada hatırlanarak yankı buldu.

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad ile yaptığı görüşmede öfkelenip "istifa edeceksin" diye bağırdığı ve daha sonra Esad tarafından salondan çıkarıldıkları iddiası zamanında gündeme bomba gibi düşmüştü.

Peki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün eski danışmanı Ahmet Takan'ın zamanında haberine taşıdığı bu olay neydi ve nasıl gelişmişti?

Erdoğan'dan Ahmet Davutoğlu'na sürpriz davet

Türkiye'nin Ortadoğu bataklığına gömülmesinin ve son 15 yıldaki tüm dış politika başarısızlıklarının AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile birlikte sorumlusu, olarak bilinen ve bir dönem Başbakan unvanına da sahip olmuş Ahmet Davutoğlu neler yapmıştı?

Suriye'de ilk iç karışıklığın başlatıldığı 2011 yılında Dışişleri Bakanı sıfatıyla Ahmet Davutoğlu Suriye'ye gitmiş ve Esad ile görüşmüştü. Uzun saatler süren o gergin toplantı sadece Türkiye'de değil tüm dünyada merakla takip edilmesi ile tarihe de geçmişti.

Meşhur bu toplantı ile ilgili de sonraki günlerde medyaya içerik ile ilgili çok farklı bilgiler yansımıştı.

9 Ağustos 2011 tarihli görüşmede Davutoğlu, Esad'ın askeri operasyonları durdurması ve reformlara hız vermesi yönünde Başbakan R. Erdoğan'ın mesajını iletmişti.

ABD'nin Suriye ve Esad üzerinde baskılarını arttırdığı dönemde Ahmet Davutoğlu yaptığı ziyaretin arkasından Türkiye'de bir özel televizyonda canlı yayında Esad'ın ipinin çekildiğini anlatmıştı ki Esad, hala yerli yerinde oturuyor...

Bu meşhur toplantı, tanınan gazetecilerden Muharrem Bayraktar tarafından bugün yine sosyal medyada gündeme taşındı.

Bayraktar yaşanılan olayı şu sözlerle hatırlattı;

Gözden kaçırmayın

Ali Koç Sonunda Dile Geldi... Ali Koç Sonunda Dile Geldi...

Erdoğan, Davutoğlu'nu böyle azarladı iddiası: Sen Başbakancılık oynadığını mı sanıyorsun? | soL haber

"Ahmet Davutoğlu'nun Dışişleri Bakanı iken yaptığı son Suriye ziyaretinde, Beşar Esad'la yaşayan gerginlik üzerine, Esad tarafından salondan çıkartıldığını biliyor muydunuz?
Türk diplomasi tarihinin bu en skandal olaylarında biri nasıl gelişti anlatayım:

Tarih 9 Ağustos 2011.
Suriye, adım adım  iç savaşa doğru gitmektedir.
Ahmet Davutoğlu, Erdoğan tarafından Esad'la görüşmek üzere Şam'a gönderilir.
Tabi aslında gönderen, "Amerika'dır!"
Başkanlık Sarayında Türkiye ve Suriye heyetler bir araya gelir.
Davutoğlu, Osmanlı sadrazamı edasıyla talimatlara başlar:
"Derhal askeri operasyonları durdur! Reformlara hemen başla!"

Esad gayet sukünet  içinde konuşur:
"Şu anda ülkeme büyük bir saldırı var. Bana 4 ay süre verin, terörist saldırıları durdurayım, hemen reformlara başlayayım"
Arslan Yürekli Davutoğlu bağırmaya başlarak masaya yumruğunu vurur:
"Derhal istifa edeceksin!"
Salonda buz gibi bir hava eser. Heyetler şaşkındır.

Esad, Davutoğlu'na "Beyefendi, Osmanlı İmparatorluğu çoktaan bitti" der ve KAPIYI GÖSTERİR.
Yani Davutoğlu salondan adeta kovulur!
Türk heyeti salondan çıkar.
Amerika'nın talimatlarını Esad'a iletmenin sonu hüsran olur.
Bu ağır diplomatik skandalı Ahmet Takan da köşesinde yazmıştır.

Türkiye'nin Suriye batağına girmesi, 70 milyar $ zarara uğraması ülkenin demografisinin bozulması bu görüşme sonrasıdır.
Ayrıca Suriye'de yüzbinlerce insanın ölmesinin vebali o lanet olası stratejik derinlik safsatasının kirli sayfalarından damlamaktadır.

Bu kanlı sayfanın birinci sorumlusu çakma Osmanlı sadrazamı Ahmet Davutoğlu'dur.
Davutoğlu, Türk milletinden özür dilemelidir.
Bu vahim tablonun Erdoğan'la birlikte sorumlusu kendisidir.
Aslında insan yüzüne çıkacak  yüzü olmaması gerekir.

Hiçbir şey olmamış gibi davranmak, hala alçak dağları ben yarattım edasında olmak utanç vericidir.
Suriye bataklığına girmemiz sonucu yaşananlar ülke bütünlüğü için felaket boyuttadır
Bu nedenle, Sn. Meral Akşener'in "Devlet bana görev versin gidip Esad'la görüşeyim" çıkışını çok önemsiyorum.

Bu yangının sönmesi için Esad'la görüşmek şarttır.
Türkiye'yi mahveden Suriye politikasının sulhe döndürülmesinde emeği olan herkesi, her adımı tarih yazacaktır.
2011 Temmuz'unda  Suriye'ye giden basın heyetinde bulunan ve orada olanları çok yakından bilen  kişi olarak derim ki; Suriye ile temas vakti geldi, geçiyor bile!"